Kayseri’nin Soğuk Akşamında Başlayan Hikâye
Merhaba Ttvinc ziyaretçileri! Günümüzün konusu: “KoruMar kimin”. Hazırsanız başlayalım!
Kayseri’de kış bazen insanın içine işler. Sadece üşütmez, düşüncelerini de keskinleştirir. O akşamlardan biriydi. Penceremin kenarında oturmuş, elimde eski bir defter, gün içinde biriken her şeyi karalamaya çalışıyordum. Sokaktan geçen arabaların farları duvarıma vuruyor, odanın içinde garip bir hareketlilik yaratıyordu.
O gün içimde tuhaf bir boşluk vardı. Ne tam bir mutsuzluk, ne de net bir huzursuzluk… Sanki bir şey eksikti ama ne olduğunu bilmiyordum. Defterin sayfasına sadece şunu yazmıştım: “İnsan bazen nereye gittiğini değil, neden yola çıktığını unutuyor.”
O cümlenin hemen altına bir şey daha ekledim. Bir kelime, tek başına kalmış gibi duran: “KoruMar.”
O an bile bilmiyordum, bu kelimenin beni günlerce peşinden sürükleyeceğini.
KoruMar Kimin? Sorusu Nereden Çıktı?
Ertesi gün işe gitmeden önce telefonda gezinirken bir tatil sayfasında o isme tekrar rastladım: :contentReference[oaicite:0]{index=0}.
Bir an durdum. Parmaklarım ekranın üstünde sabit kaldı. İçimde garip bir merak yükseldi. “KoruMar kimin?” diye düşündüm. Neden bu soru bu kadar kafama takılmıştı bilmiyorum ama sanki o isim, hayatımın içinde bir boşluğa temas etmişti.
İnsan bazen böyle olur ya… Bir kelime, bir fotoğraf, bir ses… İçinde bir yere dokunur. Mantıklı açıklaması yoktur ama hissi çok güçlüdür. Benim için “KoruMar kimin?” sorusu da öyleydi.
O sabah işe giderken otobüste sürekli bunu düşündüm. Camdan dışarı bakıyor, Kayseri’nin gri sokaklarını izliyor ama zihnimde başka bir şehir kuruyordum. Deniz kenarında bir yer… Rüzgârın daha yumuşak estiği, insanların acele etmediği bir yer…
Bir Otelin Adı Değil, Bir Hissin Başlangıcı
Öğle arasında kahvemi içerken tekrar baktım. :contentReference[oaicite:1]{index=1} bir otel zinciri gibi görünüyordu. Ama mesele sadece bir işletme değildi benim için. İçimde garip bir şey tetiklenmişti.
O an kendime şunu sordum: “Ben neden böyle bir şeye bu kadar takıldım?”
Cevap yoktu. Ama his vardı.
Bazen insan bir markayı, bir ismi, bir yeri sadece bilgi olarak görmez. Onu kendi eksikliğiyle ilişkilendirir. Belki de ben o günlerde biraz yorulmuştum. İş, rutin, aynı yüzler, aynı yollar… Hayatın sürekli tekrar eden ritmi içinde bir çıkış arıyordum.
Ve KoruMar, benim için o çıkışın adı gibi görünmeye başlamıştı.
Defterin Kenarına Yazılan Hayaller
Akşam eve döndüğümde defterimi açtım. Normalde günün özetini yazardım ama bu kez farklıydı. Sayfanın ortasına büyük harflerle “KoruMar” yazdım.
Sonra durdum.
Ne yazacağımı bilmiyordum. Sanki kelimenin kendisi benden bir hikâye bekliyordu.
Altına şunu yazdım:
“Belki de bir yere gitmek istemiyorum. Sadece kendimi başka bir yerde hissetmek istiyorum.”
O an içimde bir şey kırıldı. Kırılmak kötü bir şey değil bazen. Sessizce açılan bir kapı gibi…
Geçmişe Açılan Bir Fotoğraf
Bir gün annem eski fotoğraf albümünü çıkardı. Tozlu sayfaların arasında dolaşırken, yıllar önce yaptığımız bir tatilin fotoğrafı çıktı karşıma. Denizin kenarında çekilmiş bir kare… Gülüyorduk.
“Hatırlıyor musun?” dedi annem. “O zamanlar ne kadar mutluydun.”
O fotoğrafa uzun uzun baktım. Gerçekten mutlu muydum, yoksa sadece öyle mi görünüyordum bilmiyorum. Ama o an içimde başka bir şey oldu. O tatilin geçtiği yerin, yıllar sonra karşıma çıkan :contentReference[oaicite:2]{index=2} ile bağlantılı olabileceğini düşündüm.
Ve işte o an “KoruMar kimin?” sorusu artık sadece bir merak değil, geçmişle bugünü birbirine bağlayan bir köprü haline geldi.
İçimde Büyüyen Heyecan ve Sessiz Bir Umut
Günler geçtikçe bu isim zihnimde büyümeye başladı. Bazen yürürken, bazen çay içerken, bazen de sadece sessizce otururken aklıma geliyordu.
Heyecanlanıyordum. Ama neden heyecanlandığımı tam olarak açıklayamıyordum. Belki de mesele otel değildi. Belki de mesele, “bir yere ait olma” hissiydi.
İnsan bazen bulunduğu yerden çok, olabileceği yerleri düşünür.
Ben de öyleydim.
Kayseri’nin soğuğunda yürürken, zihnimde Ege’nin sıcak rüzgârını hissediyordum. Ve her seferinde aynı isim dönüp duruyordu: :contentReference[oaicite:3]{index=3}.
Hayal Kırıklığıyla Gelen Gerçek
Bir akşam detaylıca araştırmaya başladım. Fiyatlar, konumlar, fotoğraflar… Her şey netleşiyordu.
Ve bir noktada gerçek yüzüyle karşılaştım.
Orası benim için o kadar da ulaşılabilir değildi.
İşte o an içimde küçük bir hayal kırıklığı oluştu. Sessiz, bağırmayan ama içten içe hissedilen bir kırgınlık…
“Demek ki bazı yerler sadece uzaktan güzel.” diye düşündüm.
Telefonu kapattım. Bir süre sessiz kaldım. Odaya sadece saat sesi vardı.
Ama sonra başka bir şey oldu. Bu hayal kırıklığı uzun sürmedi. Çünkü aslında mesele oraya gitmek değilmiş gibi hissettim.
Mesele, orayı hayal edebilmekmiş.
KoruMar Kimin? Sorusunun Asıl Cevabı
Günler sonra tekrar defterimi açtım. Aynı sayfa… Aynı kelime…
“KoruMar kimin?”
Bu kez cevap farklıydı.
Belki de kimseye ait değildi.
Belki de insanın içinde eksik kalan şeylerin dış dünyadaki yansımasıydı.
:contentReference[oaicite:4]{index=4} artık benim için sadece bir isim değildi. Bir his, bir kaçış fikri, bir hayal kurma alanıydı.
Ve bunu fark ettiğimde içimde garip bir huzur oluştu.
Geleceğe Bırakılan Sessiz Bir Not
Şimdi geriye dönüp baktığımda şunu görüyorum: Bazen hayat bize büyük cevaplar vermez. Sadece küçük sorular bırakır. Ama o sorular, bizi hareket ettirir.
Benim için “KoruMar kimin?” sorusu da böyleydi. Bir yere gitme planı değil, bir iç yolculuktu.
Belki bir gün gerçekten giderim. Belki o denizi görürüm. Belki o odalarda kalırım.
Ama gitmesem bile artık biliyorum: İnsan bazen bir yeri değil, o yere bakarken hissettiği kendisini özler.
Ve ben o akşam, Kayseri’nin soğuk penceresinde bunu anlamıştım.
Defterimi kapatmadan önce son bir cümle yazdım:
“Bazı isimler bir yer anlatmaz, insanın içini anlatır.”
Değerli Ttvinc okurları, “KoruMar kimin” hakkındaki bu içeriğimizin sonuna ulaştınız. Umarız faydalı olmuştur!