Zahide Ne Demek? Toplumsal Cinsiyet, Çeşitlilik ve Sosyal Adalet Açısından Bir İnceleme
İstanbul’da yaşıyorum ve her gün sokakta, toplu taşımada, iş yerinde insanları gözlemleyerek hayatın çeşitli yönlerini anlamaya çalışıyorum. Geçenlerde, bir kafede sohbet eden bir grup kadının arasındaki “Zahide” ismi dikkatimi çekti. Kimi zaman sokakta, kimse duymadan hızlıca geçen bir lafla, kimi zaman ise ağır bir bakışla “Zahide” ismi adeta bir etiket gibi kullanılıyor. Peki, Zahide ne demek? Bu isim gerçekten sadece bir ad mı, yoksa toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adalet konularında derin bir anlam taşıyor mu? Bu yazımda, Zahide isminin ve bu ismin toplumsal anlamlarının ne olduğunu, toplumsal yapılarla ilişkisini anlamaya çalışacağım.
Toplumsal Cinsiyet ve Zahide
İstanbul’da her gün sokakta gözlemlediğim şeylerden biri, insanların adları üzerinden toplumsal cinsiyetle ilgili hızlı çıkarımlar yapmaları. “Zahide” ismi özellikle kadınlara atfedilen bir isim. Hemen fark ediyorum ki, çoğu zaman bu isme sahip bir kadın, toplumda belirli bir rolü temsil etmek zorunda kalıyor. Kadın ismi olmasından dolayı, onunla ilişkilendirilen özellikler ve davranışlar, toplumsal cinsiyet normlarıyla şekilleniyor. Toplumda “Zahide” gibi geleneksel bir ismin taşıdığı yük, genellikle nazik, itaatkar ve duygusal bir kadın portresi çiziyor.
Mesela, bir gün bir otobüste yaşadığım bir sahne aklıma geliyor. Yaşlı bir adam, yanındaki kadına “Aman Zahide, bu kadar da naz yapma!” dedi. Kadın, bu ismin tüm toplumsal anlamlarını üstlenmiş gibi, nazik bir şekilde cevap verdi. Bu an, bana “Zahide” isminin nasıl sadece bir ad değil, aynı zamanda toplumun kadına biçtiği rolün bir sembolü olduğunu düşündürdü. “Zahide” gibi geleneksel bir ismin çağrıştırdığı sabırlı, sakin ve itaatkar bir rol, bazen kadınların sesini duyurmasına da engel oluyor. Zahide’nin ismi, bir bakıma toplumun ona biçtiği kimliği yansıtıyor.
Çeşitlilik ve Zahide: Farklı Toplumsal Grupların Bakış Açısı
Toplumsal yapılar içinde her birey, farklı özelliklere sahip ve bu özellikler zamanla birer etiket haline geliyor. Zahide ismi de, aslında birçok farklı kültürel ve toplumsal kesim tarafından farklı şekillerde algılanabiliyor. Bu isim, özellikle köyden şehre göç etmiş ailelerin çocukları için yaygın olabiliyor. Ama aynı zamanda, bazı şehirli insanlar bu ismi duyduğunda, bir anlamda “geleneksel” ya da “eski kafa” bir isim olarak algılayabiliyorlar. İşte burada, çeşitliliğin önemi devreye giriyor. Adlar, sadece kişisel tercihler değil, aynı zamanda bireylerin geçmişini, toplumsal sınıfını, kültürel kimliğini ve aile geçmişini de taşıyor.
Bir sivil toplum kuruluşunda çalışırken, sürekli farklı toplumsal gruplardan insanlarla iletişim halindeyim. Geçtiğimiz günlerde, geleneksel bir mahallede yaşayan bir kadınla sohbet ediyordum. Bu kadının adı da Zahide’ydi ve o, isminin aslında ona yüklenen anlamlardan rahatsız olduğunu söyledi. Zahide isminin ona sadece evdeki rolünü hatırlattığını, ancak iş dünyasında ya da toplumsal alanda daha güçlü bir kimlik istedikçe bu ismin ona engel olduğunu belirtti. Bu deneyim bana, Zahide’nin bazen sadece bir ad olmanın ötesine geçerek, kişiyi toplumsal bir kutuya yerleştirdiğini düşündürdü.
Sosyal Adalet Perspektifinden Zahide
Sosyal adaletin temelinde eşitlik ve çeşitliliğin sağlanması yer alır. Fakat, adlar ve etiketler üzerinden bir insanı sınıflandırmak, çoğu zaman eşitsizlik yaratır. “Zahide” ismi gibi geleneksel isimler, bazen kadınların toplumda hak ettikleri eşitlik mücadelesine katkı sağlamaz. İşyerinde, toplumsal alanlarda ve bazen en basit günlük durumlarda bile, insanlar bazen bu ismi duyduğunda bir kadın hakkında belirli kalıplara girebiliyorlar. Oysa her birey, sadece adı ve cinsiyetiyle değil, kimliğiyle ve kişisel özellikleriyle de tanınmalıdır.
Bir gün, bir kafede yanımda çalışan bir arkadaşım, “Zahide” adını duyduğunda, “Hah, tipik bir köy kızı ismi!” dedi. O an fark ettim ki, bazı isimler, toplumsal bir bakış açısının yaratıldığı etiketler gibi. Oysa o arkadaşımın da söylediği gibi, “Zahide” adı sadece bir ismin ötesinde bir anlam taşırsa, toplumsal adaletin sağlanması adına daha eşitlikçi bir bakış açısına sahip olabiliriz. Kimse, adı yüzünden toplumsal bir kalıba sokulmamalı. Bu, sosyal adaletin temel taşlarından biridir.
Sonuç: Zahide ve Toplumsal Kimlik
Sonuç olarak, Zahide ismi, sadece bir ad olmanın ötesine geçiyor. Toplumsal cinsiyet normları, çeşitlilik ve sosyal adalet kavramları bu ismi şekillendiriyor. İstanbul sokaklarında, otobüslerde, kafelerde duyduğumuz her bir isim, aslında bir toplumsal yapıyı ve kimliği yansıtıyor. “Zahide” ismi, çoğu zaman bir kadının toplumsal rolünü, geleneksel bir kimliğini ve onunla ilgili beklentileri taşıyor. Bu ismin toplumsal yapılar ve toplumsal normlarla ilişkisini anlamak, toplumsal adalet ve eşitlik arayışında önemli bir adımdır. Sonuçta, herkesin adı, kimliğiyle birlikte anlam bulmalı, etiketlerden arındırılmış bir toplumda her birey kendi kimliğini özgürce ifade edebilmelidir.